İÇİMİZ KAN AĞLIYOR (!)

05.04.2016 20:33

İÇİMİZ KAN AĞLIYOR (!)Yine kalleş bir baskın ve ardından söylenen bilindik sözler… Yürekler yanmaya, genç fidanlar birer birer Hakka yürümeye devam ediyor. Sahi ülkemizde terörle mücadele eden bir siyasi irade var mıdır? 
Günümüzde ülkenin her tarafı güvenilir olmaktan çıkmış, cezaevlerinde yangınlar ve sonucunda onlarca ölüm, insanların sorgusuz sualsiz aylarca cezaevlerinde yatması, devlet görevlilerinin savunmasız hale getirtilmesi ileri demokrasinin gerekleri olarak önümüze sunulmaktadır. Bölücülüğün savunulması bir meziyet, ülkenin çözülmeye doğru gidişine alkış tutmak çağdaşlık, teröristle kol kola girmek kardeşlik, ABD-İsrail ile işbirliği yapmak hoşgörü ve hizmet olarak algılanmaktadır. 
Sınır ötesi operasyon izni var ama operasyon yapılmıyor, sınırı kevgire çevirenlerin kaçakçı mı terörist mi olduklarını sormamız gerekiyormuş! Uludere olayı için ayağa kalkan sözde basının Dağlıca şehitlerine sessiz kalması düşündürücüdür…
Bebek katiline ev hapsinin düşünüldüğü bir dönemde terörle kahramanca mücadele eden güvenlik görevleri şehit edilirken, sağ kalanların üzerindeki linç hareketi ise bu milleti kahretmektedir. Bölücülerin dayatması olan kürtçe eğitimin adım adım uygulanması, üniter devlet yapısının hiçbir tepki görmeden bölücülerin istekleri doğrultusunda dönüştürülmesi bizleri hayrete düşürdüğü kadar çetin ve karamsar bir sürece girdiğimizin de göstergesidir.
Al bayraklara sarılı tabutlar ile şehitler son yolculuğuna uğurlanırken Arif Nihat Asya’nın ünlü bayrak şiiri o veciz mısralarından dolayı yasaklanmaktadır:
“Sana benim gözümle bakmayanın 
mezarını kazacağım. 
Seni selamlamadan uçan kuşun 
yuvasını bozacağım. “
“Ne mutlu Türk’üm diyene” demenin de ayrışma nedeni sayıldığı, Türk devleti yerine Türkiye vatandaşlığının öne çıkarıldığı, Türk milletinin bir etnisiteye dönüştürüldüğü ve bununla ilgili adımların atıldığı bir dönemden geçiyoruz. Milli değerler kadar dini değerlerinde sulandırıldığı bir dönemde “Al-i İmran Suresi'nin "Allah katında geçerli din İslam'dır" şeklindeki 19. ayetinin AB'nin "kaldırın" demesi üzerine hutbelerden kaldırtarak “Ilımlı İslam” anlayışını öne çıkarmıştır. Velhasıl Türklükle, İslam’la ilgili bütün değerleri sulandırarak hedeflerine varmaya devam etmektedirler.
Türk milletine kin kusan çevreler ilk kez bu kadar geniş bir koalisyon içinde hareket etmektedir. Cemaatinden liberaline, bölücüsünden marksistine, ümmetçisine, eyyamcısından ve sözde özgürlükçüsüne kadar büyük bir koalisyon… 
Her saldırıdan sonra “amaç çözümü engellemek olduğuna göre, bizim ısrarla bu yolda ilerlememiz gerekmiyor mu” gibi saçma ve teröre adeta davetiye çıkaranlar terörün kanlı yüzünü toplumdan gizlemeye çalışmaktadırlar. Teslimiyetçi bir savunma mekanizmasına girmeleri ve akıl vermeye kalkışmalarını ibretle izlemekteyiz. İsrail böyle bir saldırıyla karşılaşsaydı ne olurdu acaba? Kuzey Irakta taş üstünde taş bırakmazdı. Buna karşın süper güç(!) olma yolundaki ülkemiz nedense harekete bir türlü geçemiyor ya da geçmesine imkan verilmiyor…
Türk devleti, Türk milleti, Türk bayrağı, Mehmetçik-şehit, Türk dili, Türk tarihi gibi milli refleksimizi ve asıl mayamızı oluşturan kavramlar yasaklanıyor ya da sulandırılıyor. Bu şartlar altında terörle mücadele edilmeye çalışılıyor.
Bu aziz millet yine tarihi bir girdaba doğru sürüklenmektedir. Tarihte helak olmuş toplumlar vardır. En az ihanet edenler kadar hakkı savunanlarında mesuliyetleri vardır. Eğer o görevlerini yerine getiremezlerse tarih onları da affetmeyecektir, helak olmuş toplumlar gibi.
Bütün bu entrikalara inat vatan, millet, bayrak ve “ne mutlu Türküm diyene” demeye deva edeceğiz ama yeterli olacak mı bilemiyorum. Şehitlerimizi rahmet minnet ve şükranla anıyoruz. 
“Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber,
Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber.”